5/8/2008 - ADİGE ÇALE
ADİGE ÇALE
Delikanlı deyimi Çerkeslerde ergenlik çağı gelmiş genç anlamında kullanılmaz. Çünkü Çerkes çocukları on yaşını geçince artık delikanlı sayılır. Kendilerinden mertlik özellikleri beklenir ve istenir. Bunu sağlama konusunda Çerkes görgü yöntemleri rekabet kabul etmez. Ağıtları, şarkıları hala dillerde dolaşan Prens (Pşikoy) Rus ordusuna saldırarak ünlü Baş Komutan General Zass’ı atından aşağıya attığı, generalin bindiği atı alıp getirdiği, o kanlı savaşta üç kez at yararak değiştirdiği, ancak kendisi yorulmayarak: "Atımı sevgilime götürünüz. Başkaları tuzlu su akıtırken kendisi kanlı su akıtsın" diyerek şehit olduğu zaman henüz ergenlik çağına gelmemişti. Değişik savaşlarda sekiz yara almış olan Şeruluk, şehit olduğunda on dört yaşındaydı. Çocukların yükseklik derecesini gösteren bu gibi cesaret örnekleri pek çoktur. Onlardaki bu yeteneği doğanın onlara verdiği özel bir ayrıcalık olarak kabul etmek yerindedir. Çünkü yüksek bir ruh taşıyan Çerkes delikanlısının sağlam kişilikleri hiç bir konuda başkalarından geri kalmasına izin vermez. Kendisine onur ve makam oluşturacak tek aracın soyu ve serveti değil, çok başka özellikler olduğunu bilir. Bundan dolayı Çerkes delikanlılarının hepsinde üstünlük iddiası ve şöhret eğilimi fazladır. Savaş meydanında, toplantılarda, eğlencelerde yüksek görgüsüyle, yüksek kişiliğiyle yaşıtlarına yüksek olduğunu göstermeye çalışır. Delikanlı arsız değildir. Ancak acizlik bilmez. Uyuşuk ve sessiz yaşamı sevmez. Sonsuz özgürlük diyarı olan bir yerde doğup büyüdüğünü çok iyi bilir. Hareketli ve atak bir ortam içinde canlı ve hareketli olmak gerektiğini bilir. Bundan dolayı ortama uymaya çaba gösterir. Söz kendisine düştüğü zaman oldukça rahat konuşur sorununu dile getirir. Özellikle toplantılarda güzel söz söylemek, Çerkeslerce çok onurlu bir özellik sayıldığı için, o gibi yerlerde sıkılmak, kekelemek, beceriksiz davranmak delikanlı için büyük bir özür ve ayıp sayılır. Bundan söz ederken Mr.Bell aynen aşağıdaki açıklamaları yapıyor: "Meclislerde halk işlerini görme sırasında, büyük bir topluluğa karşı insanların hiç sıkılmayarak kolaylıkla anlatıcı ve güzel konuşmalarda bulunması beni hayran bırakmıştı. Bu güzel örnek özgürlüğe, toplulukların çokça olmasına, genel çıkar için herkesin büyük ilgi göstermesine yorumlanabilir. Serbest konuşanların içinde hepsinin üstünde iki kişi mertçe, hatip tavırlar ile benim şimdiye kadar Ayan ve millet meclislerinde avukatlar toplantılarında, tiyatro sahnelerinde seçkin olarak gördüklerimin hepsiyle rekabet ederler" Güzel söz söylemeye, serbest söyleve alışmak için delikanlılar, büyüklerin bulunmadığı ortamlarda alıştırma yaparlar. Aralarında yaptıkları muhabbet toplantılarında bu yeteneklerini geliştirirler. Ayrıca bu toplantılar bir görgü okuludur. Toplantılar açıktır. Gençler orada gördükleri kuralları, gerekli gördükçe göstermeye hazırlanmak zorundadırlar. Mr.Bell diyor ki: Çerkesler düşüncelerini canlı, çoğunlukla açık ve hızlı bir biçimde ortaya koyma konusunda büyük bir üstünlük gösteriyorlar. Halk, doğaları gereği tartışma ve değerlendirmeye alışkın olduklarından çoğu kez küçük şeyler için tartışma olur.” İşte bu eğitimin sonucu olarak delikanlıların davranışlarında doğal bir serbestlik, gerçek bir kibarlık görünür. Başka uluslarda hükümdar dairelerine ait sayılan yüksek nezaket ve inceliği Çerkes delikanlıları doğal bir yaşam biçimi olarak öğrenirler. Bu nedenle davranışlarında ikiyüzlülük görünmez, temiz bir doğallık gösterir. Nefsini dizginlemek Adige olmanın birinci koşulu olduğu için Adige delikanlısı hiç bir hareketinde kötü alışkanlıklara düşmez. Her konuda “VERKİĞ” yani kibarlık onun rehberi olur. Çünkü kibarlığı ihmal etmeyi insanlığı bırakmakla bir tutar. Adige delikanlısı korku bilmez. Yürek, akıl, irade onun için esas olduğu gibi cesareti cahilce değil akıllıca yapmak ister. Bundan dolayı Çerkesler; “cesurdan korkma o, cesaretini haklı işlerde mücadelede gösterir” derler. Delikanlıların medeni cesaret konusundaki Mr. Bell’in önceden anlatılan sözleri de dikkate değer. “Onlarda korku büyük bir kusur sayılır.” Çerkes delikanlılarının kahraman yetişmesindeki etkenlerden biri de şiirleridir. Onlarda cinsellik duygularına seslenen şiirler yoktur. Dans müzikleri dışında bütün şiirleri yiğitliğe, iyiliklere ilişkin taşlama ile ağıtlardır. Her olay üzerine Çerkes ozanları olayda kendini gösterenlerin övgüsünü, becerisizlik gösterenlerin taşlamasını gösteren şiirler söylerler. Böyle şiirler erkek, kız herkesin dilinde dolaşır. Her toplulukta kahramanların adı saygıyla anılır, beceriksizlerin de adları alay ile yinelenir. Bu hareket delikanlıların erdem ve görgüsüne büyük etkiler yapar ve delikanlı bu övgülerde adı geçsin diye ün ve onur sahibi olmasını sağlamak için harikalar yaratmak aşkını taşır. Mr.J.BELL diyor ki: “Her türlü örgütten ve araçtan yoksun olan Çerkeslerin Rusya'ya karşı bu denli uzun süre direnç göstermelerindeki gizem ve bilgeliği bilmek isteyenler için şu iki nedenden başka bir şey bulamadım. Birincisi, herkesi sosyal görevini yapmaya zorlayan sosyal duygu, ikincisi, bireyler arasında kahramanlık konusunda rekabet bulunmasıdır. " Çerkes delikanlıları ile kızlarının toplantılarda serbest ve beraberce bulunmalarında erkeklerin mert ve nazik görgülü davranmaları da önemli bir etkendir. Çünkü kızların saygı ve arzusu, erkeğin varlık ve dış görünüşünden çok kibarlığında, mertlik özelliklerindeki ününedir.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/8/2008 - XABZE
XABZE
Ulusal gelenek,ulusun yaşamını belirli kurallara bağlı olarak düzenleyen, kişilerin davranışlarını birlikte yaşadığı toplumun davranışlarıyla uyumlaştıran, kişinin yararını toplumun yararının önüne çıkarmadan dengeli bir biçimde yaşamın devam etmesini sağlayan kurallar bütünüdür. Geleneği insan akıl ve düşüncesi, kendisi uymak üzere yaratmıştır.
Adigeler iki denizin arasında doğmuş dağlı bir halktır. Kafkas dağları beşiği, Karadeniz beşik sallayıcısı, denizin hışıltıları ile dalgaların ürkütücü sesleri de beşik şarkısı olarak büyümüşlerdir.
Tarihi boyunca deniz, Adige'nin dünyaya açılan penceresi, dağlar ise koruyucusu ve sığınağı olmuştur. Denizler aşarak Adige kıyılarına ulaşan bir çok halk burada demir atmıştır. Onlar beraberlerinde insan aklının ulaşabildiği bir çok düşünceyi de getirmişlerdir.
Yer yuvarlağında yaygın üç büyük dinin ikisini Adigeler yaşamıştır. İsa’nın sonsuz insan sevgisi ile Muhammet’in kızgın çöllerde yarattığı merhamet duygusu, denizler ve dağlar aşarak, gölgesiyle insana mutluluk veren bir bulut parçası gibi Adigey'i bulmuşlardır. Çok tanrılı dinler, başka halklarda olduğu gibi Adige'nin yaşamında da yer almıştır. Tüm bu dinler; Adigeliği, Adige geleneğini etkilemişlerdir. Adigeler uluslaştıktan ve tek bir isim altında toplandıktan sonra bu dinlerle karşılaşmış olduklarından, bu dinler Adigeliğin, kural koyucu geleneklerin altında kalmışlardır.
Eski Adigeler, kah kendi kurduğu devletle (Sind Devleti), kah birkaç ulusun oluşturduğu devletlerle (Bosfor, Roma) kah Kuzey Kafkasya’da yoğun olarak görülen göçebe halklarla yaşamışlardır. Tüm bu yaşam şekillerinden Adige'nin öğrendiği tek şey ferdiyetçilik olmuştur. Ferdin yaşamını sürdürebilmesinin temeli olarak yiğitlik ve insanlığı görmüştür. Buna bağlı olarak da yiğitliğini, atı ve silahı kişinin ve ulusun yaşamı için birbirine uyumlu uç unsur haline dönüştürmüştür. Adige, Adigeliği ve xhabze anlayışıyla tek atlı bir kale gibi yaşamda yerini almıştır.
Zaman yaşamın değişmesine neden olmakta, eski ile yeni yaşamda karsılaşmakta, ömrünü tamamlamış olan eski yerini yeniye bırakmaktadır.
Maddi kültürü ele alacak olursak, taş ağızlı, ağaçtan orak beş bin yıl önce Kuzeybatı Kafkasya’da kullanılmıştır. Günümüzde ise tüm halklar demir orağı kullanmaktadır. Yaşam şekli zamana bağlı olarak değişime uğruyorsa da, yaşamın kimi özellikleri kendini tüm zamanlara uydurarak varlığını sürdürebilmektedir.
Adigelik ve xhabze de zamana bağlı olarak yenilenmekte, değişime uğramaktadır. At ve yolculukla ilgili gelenekler, at yetiştirilmesi, atla yolculuk, atlı misafir ile ilgili adetler ulusun düşüncesinde ve yaşamında büyük yer edinmişlerdi. Yüz yıl öncesinde durum böyleydi. Yirminci asır, sade Adigelerin değil tüm halkların yaşam şekillerini derinden değişime uğratmış, at ve öküz insan yaşamından çekilmiş, onlarla ilgili gelenekler de halk biliminde kalmıştır.
Eskiden atlı kişi kadınla karşılaştığında atından iniyorduysa, günümüzde otomobildeki genç yaya kızla karşılaştığında arabasından başını uzatıp selam vermiyor ve bu durum yadırganmıyor. Eskiden yaşlı erkeklerin akşamları bir arada toplandıkları konukevleri -hacesler- de artık kalmadı ve onlara bağlı gelenekler de yok oldu ama yaşlılara ve konuklara gösterilen saygı bugünde yaşıyor. Büyüklerin yanında oturulmuyor, sözleri kesilmiyor.
Aynı şekilde yüz yıl geriye gidersek; kız evinin ve kadının da toplumsal yaşamda büyük önemi vardı. Günümüzde kızların ergenlik yaşları eğitim ve meslek edinme çağlarına rastlamaktadır. Eski kız evindeki sorumluluklar günümüzde başka şekillerde yerine getirilmektedir. Bununla birlikte günümüzün kızları, kız evinin imkanlarından yararlanma, orada kişiliklerini geliştirme, yaşamın sorunları ile tanışma olanaklarından yoksun kalmışlardır.
Çağımız insan yaşamında büyük yenilikler yaratmıştır. Yolculukla ilgili yeni davranış türleri de bunlar arasındadır. Çünkü insanların seyahat araçları değişmiş, uçak,otomobil ve demiryolundaki yolculuk kuralları başkalaşmıştır.
ADİGE XHABZENİN BAŞLANGICI, ANLAMI VE KATETTİĞİ YOL
Gelenek, insan ile yaşıttır. İki kişi belli bir zamanda ve yerde karsılaştıklarında birbirlerine karşı tavırlarının ne olacağı önemlidir. Dövüşecekler mi yoksa kucaklaşacaklar mı? İki kişinin karsılaştıklarında tokalaşmalarının nedeni, birbirlerine karşı kötü niyetlerinin olmadığı, ellerinin boş olduğunu göstermek için olduğu söylenir.
Burada kesin olan şey geleneklerin insan ile yaşıt olduğudur ve geleneği yaratan insandır.
Bununla birlikte, insanı insan yapan unsurlardan biri de gelenektir. Belirlenmiş geleneklere ve kurallara uyarak, tavır ve davranışlarını ona göre ayarlayarak insanoğlu bugüne dek gelmiştir. İnsanın diğer canlılardan farkı düşüncelerini dile getirebilmesi, geleneğe uygun olarak yaşamasıdır.
Adigelik ve Adige xhabze de Adige insanı ile birlikte doğmuştur. Ulus ve ulusal gelenekler de aynı şekilde yaşıttırlar. Bunu yine en iyi Adige örneğinde görürüz. Geçmişte ve günümüzde Adigelerle beraber yaşamış olan halkların hiçbirinde iyi ile kötünün, güzel ile çirkinin belirtildiği kelimenin ulusun adıyla dile getirildiğini görmüyoruz. Bunu düşüncesine ve yaşam şekline yansıtabilen Adigeler olmuşlardır. Adige-Adigage. Bu birleşik kelime, Adige ulusu ile Adigeliğin tarih boyunca birbirinden ayrılmaz yoldaşlar olduklarını ortaya koymaktadır.
Şimdi tekrar dünya literatüründe iyi ile kötüyü birebirine eklemleyen felsefe biliminin başlangıcına kısaca dönelim.
Günümüzden 2 bin 400 yıl önce Yunan bilimadamı Aristotel ''etik'’i felsefenin bir dalı olarak ortaya koymuştur. Orta çağda Latince konuşan halklar “mizac, tabiat” kelimelerinin karşılığı olarak “moral”i bulmuşlardır. On sekizinci yüzyılda Rusça’da aynı kelimenin karşılığı olarak “Nravstvennost” yer almıştır. Adigelerde ise bu kelimelerin karşılığı ulusun adıyla -Adigage- belirtilmiştir. Bundan çıkan sonuç şudur: Adige olmak, yeterince eğitim almış, yetişmiş,olgunlaşmış olmakla eş anlamlıdır. Adige olunca: Etik, moral ve nravstvennostun anlamlarına uygun düşünce, davranış ve dünya görüşüne sahip olmak gereklidir.
Adige xhabzenin doğuşu ve gelişimi diğer toplumların geleneklerinin tarihi evrelerine benzemektedir. Onlardan farkı; Adigelerin, ortaya koymuş oldukları ve kendilerinin bir ulus olmalarını da sağlayan toplumsal kural ve geleneklerden sapma göstermeden, onun yolunda yürüyor olmaları ve ancak böyle hareket edenlerin kendilerini Adige olarak niteleyebilmeleridir. Bu durum dünya halkları arasında benzeri olmayan bir toplumsal düzen ve felsefi temeldir.
Adigage ve Adige xhabze ulus için başkaca sorumlulukları da üstlenmiştir. Xhabze Adigeler için bir ulusal tutkaldır ve dil ile birlikte toplumu bir arada tutma görevini yerine getirmektedir.
Bu geleneklerle yaşamakta olan bir insan gurubu başka halkların içerisinde kendisini koruyabilmekte, onların arasında eriyip yok olmamaktadır.
Her şeyden önemlisi de Adigeler için xhabzenin kültür ve yaşam için bir kural koyucu ve koruyucu özelliğidir. Adige hangi dine inanmışsa, hangi milletlerle birlikte yaşamışsa onlardan etkilenmiş ama hiçbir zaman temel niteliklerini şimdiye kadar kaybetmemiştir.
Toplumlar zaman içerisinden bazen farkına varmadan bazen de bilerek bazı geleneklerini terk etmektedir. Bu geleneklerin gelişmesine engel olması nedeniyle gereksiz olduğunu düşündüğü de olmaktadır. Ancak aradan zaman geçtiginde, gelmiş olduğu noktadan kaybettiği veya terk ettiği bu geleneğe yeniden bakmak ihtiyacı duymakta, onu tekrar akıl süzgecinden geçirdikten sonra yeniden ihtiyaç duyduğunu anlamakta, ona yeni bir görünüm vererek tekrar yaşamına katmaktadır. Böylece geçmişten güç alıp geleceğe umut bağlayarak toplumsal yaşam ileriye doğru yaşamaya devam etmektedir.
Bugün içinde bulunduğumuz durum da böyledir. Denenmiş ve yararı kanıtlanmış toplumsal kurallarımızdan yararlanarak ulusumuzu geleceğe taşıyacak yolların önünü açmalıyız. Adigege bu alandaki en büyük yardımcıdır.
Xhabze kendisini çevreleyen başka kültürler karşısında kendini koruyabilmekte, ulusların ve kültürlerin karıştıkları durumlarda bundan büyük bir zarar görmeden kurtulmanın yolunu bulabilmektedir. Kendisini çevreleyen kültürlerden bünyesine uygun gördüklerini içine almakta, ona yeni bir görünüm kazandırarak yoluna devam etmektedir.
Bu güçlüklerle dolu yolda ilerleyen xhabze, zaman içerisinde bir kısım kurallarını içinden atmakta, yeni zaman ve mekana ağır gelenleri terk etmektedir.
Tüm bu mücadeleler içerisinde özünü ve temel felsefesini koruyabilmekte, kendisini yaratan halkın dikkati üzerinden eksik olmamakta, onun tarafından unutulmamakta, gözden uzak tutulmamaktadır. Zira ulus ile xhabze birbirini tanıyamayacak kadar birbirlerinden uzaklaşırlarsa bu ikisinin de sonu demektir.
Ulus ile xhabze arasında böylesi bir bağ vardır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/8/2008 - THAMADE
THAMADE
Doğru ya da yanlış, çeşitli zamanlarda gençlerimizin THAMADE ve THAMADELİK konularını aralarında yazılı ve sözlü olarak tartıştıklarına tanık olmaktayız. Konularımızın sansür getirilmeden tartışılmasından yana olduğumu her zaman açıkça söyledim. Tabulaştırmakla ya da oluştuğu varsayılan tabulara sığınmakla kültürümüze ve kimliğimize kişilik kazandırmayacağımızda bir gerçektir. Bu anlamda bu yöndeki tartışmaların yapılmış olmasını da yararlı, hatta zorunlu buluyorum. Ne var ki kavramı her yönüyle anlamadan önce, kavramı öğrenmeden önce lehte ya da aleyhte olsa da tartışmaya açmak kanımca bazı sakıncaları beraberinde zorunlu olarak getirecektir.
Bu düşünce ile bu yazıda, daha geniş olarak yapmakta olduğum bir çalışmadan kısa alıntılar yaparak THAMADE kavramına bir açıklık getirmek istiyorum.
Öncelikle şu deyimlere beraberce göz atmakta yarar vardır.
Çünkü bu deyimlerin tamamı ve bunlara benzeyen başka birçok deyim yönetimle, yönetmekle, yöneticiyi görevlendirmekle ya da sevmekle ilişkilendirilebilir ve Thamade kavramıyla yakından ilgilidir. Deyimleri uzun uzadıya açıklamadan örnek olsun diye sıralayıp geçeceğim.
NEXIJ: Genellikle saygın kişiliği olan daha yaşlı kimse. VINAFE: Çıkan bir sorunu, bir problemi çözmek için yapılan toplantı ve alınan prensip kararları (Bunlar Xabze kuralları değildir. Karıştırmamak gerekir). VINEFEJ: Çıkan herhangi bir sorun, bir konu ya da olayın çözümünü üstlenen, Vinafe yapabilen kişi ya da kişiler (kurul). KENGEŞ: Akıl, bilgi ve deneyim danışma. KENGEŞEUĞ: Danışılacak, düşünmeye götürecek bilge kişi. XEXİN: Eylem olarak seçme fiili. XEXİNIĞE: Seçme eyleminin sürekli duruma getirilmesi. XEXE: Seçilen (burada genellikle aday tek ya da az sayıdadır). XADZE: Birçok aday arasından seçme.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/8/2008 - THAMADE KIMDIR
THAMADE KIMDIR
Thamade Kimdir?
Thamede, kendisine verilecek görev ya da görevlerin gerektireceği özellikleri taşımak koşuluyla, toplum ya da topluluk ya da onların temsilcileri tarafından, belirli bir görevi yerine getirmek üzere, görevlendirilen, belirli bir misyon ve statüyü belirli süreyle taşımak üzere seçilen kimseye denir. Bu anlamda Thamade, belirli bir görevi yerine getirmek üzere, belirli bir misyon ve statü ile seçilerek görevlendirilmiş kişi anlamında tanımlanmalıdır. Nitekim ADİGE XABZE' ye göre de böyledir. Burada çok önemli bir noktaya değinmek zorundayız. Thamade ile NEXIJ belirli görevde, zamanda ve kişide örtüşebilir. Ancak Thamade hiçbir zaman Nexij değildir. Nexij’de Thamade değildir. Bu iki kavramı kesinlikle birbiriyle karıştırmamak gerekir. Bu şekilde seçilmiş ya da atanmış olan Thamade, üzerine almış olduğu görevi tam yetkili olarak yerine getirmek zorundadır. Burada kendisini seçen ya da görevlendiren kişiler ya da kurullara karşı tam bir sorumluluk altında olduğunu düşünerek, tam yetki ile görevini yerine getirir, misyonunu tamamlar. Görevin sınırları içerisinde hiçbir yetki kısıtlaması yoktur.
Yine önemle durulması gereken bir konuda, yaşlılıkla Thamade 'nin özdeşleştirilmesi olayıdır.
Bilindiği üzere ADİGE kültürü hiçbir zaman yazılı olarak toplanmamış, yazılı biçime getirilmemiştir. Tersine sözlü ve uygulamalı olarak kuşaktan kuşağa süre gelmiştir. Bu durumda yaşın ilerlemesine paralel olarak bilgi ve deneyimin artmasına, birikmesine neden olmuştur. Bir yabancı yazarın dediği gibi Adıge Thamadeleri kendilerini propaganda ile ya da para ile kanıtlamamışlar, pratikte gerçekleştirdikleri eylemlerle bu unvana hak kazanmışlardır. Bunun içindirki yaşla Thamadelik çoğu kez örtüşmüştür. Ancak temel kural bu iki kavramın ayrı olduğudur. Nitekim belirli Thamadeler için yaş hiçbir şekilde aranmamıştır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/8/2008 - THAMADELİK
THAMADELİK
Adıge Xabze toplumunda Thamadelik hem kavram olarak, hem de kurumsal olarak oluşmuş ve toplumsal düzenimizde bir statü olarak yerini almıştır. Ayrıca bu kavramın toplumsal yapıda yer alması öyle yakın bir zamanda olmamıştır. Daha avcılık ve toplayıcılık dönemlerinde, görevin başarılması ve paylaşımın adil ve eşit olması için eşitler arasında Thamade seçilmeye ve görevlendirilmeye başlanmıştır. Geçen uzun tarihsel süreç içerisinde Thamadelik kavramı gelişerek daha çok toplumda saygı kazanarak bir kurum biçimine dönüşmüştür. Bugün Tahamde'lik denilince Thamade'nin yetkilerini, özelliklerini, kimlerin Thamade olabileceğini, sorumluluklarını, görevlendiriliş biçimini, süresini, Thamadeliğin bitmesi ve bitirilmesini en ayrıntılı ve açık şekilde anlayabiliyoruz. Onun için Adıge Xabze’sine göre THAMADAĞE ya da THAMADELİK Thamade’den ayrı olarak ve soyut olarak toplumsal ve kuramsal bir olgu şeklinde ulusumuzda vardır. Toplumumuz devam ettikçe de var olmaya devam edecektir.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/8/2008 - KIMLER THAMADE OLABILIR
KIMLER THAMADE OLABILIR
Kural olarak, görevin gerektirdiği nitelikleri taşıyan ya da taşıyabilen herkes THAMADE olarak seçilebilir ya da görevlendirilebilir. Ancak burada bazı konuların daha açık olarak açıklanması gerekir kanısındayım. Her şeyden önce Thamade olabilmek için: 1) Akıl ve anlayış sahibi olmalıdır. 2) Fiziksel ve zihinsel engeli bulunmamalıdır. 3) Üzerine almış olduğu görevin bilincinde ve bilgisinde olmalıdır. 4) Kişisel olarak yeterli deneyim birikimine sahip olmalıdır. 5) Üzerine almış olduğu görevi (Thamadelik görevini) başarabilecek kadar yetenekli olmalıdır. 6) Duygu ve düşüncelerini ifade edebilme ve ikna edebilme yeteneğine sahip olmalıdır. 7) Suçlu ve toplumsal yaşama ters düşen bir aileden gelmemelidir. 8) Kendisi toplumun gözünde davranışları ve sözleri ile güvenilir ve inanılır bir kimse olmalıdır.
Bunların dışında konuk olmaması, Adıge olması gibi ayrıntılı özelliklerde vardır.
Adıge Xabze kesin olarak bu özellikleri ararken geç zamanlarda özellikle bazı Adıge guruplarında feodalitenin gelişmesi, sınıfsal konumun güçlenmesi sonucu, Thamade seçilenler genellikle asil olarak adlandırılan aile ve kişilerden tercih edilmiştir. Hatta daha kötüsü sanki Thamadelik genetik olarak geliyormuş gibi bir anlayışın yerleşmesi de söz konusu olmuştur.
Adıge Xabze'nin zamanla Verk Xabze olarak anılmaya başlaması ne kadar yanlış olmuşsa, Thamade ve Thamadeliğin de bu şekilde anlaşılma ve uygulanması o derece yanlış olmuştur. Ne var ki her iki olguda toplumumuzda bir gerçeklik olarak yaşanmıştır, var olmuştur. Kanımca sağlam bir toplum kurmak istiyorsak, klasik anlamda ADIGE XABZE'nin anlayışına kesinlikle dönmemiz gerekmektedir. Kaldı ki günümüzde bu anlayış önemli ölçüde hem Kafkasya’da hem de diasporada değişmiştir.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/8/2008 - NASIL THAMADE OLUNUR
NASIL THAMADE OLUNUR
Temel kural, Thamade 'nin seçilmesi ya da görevlendirilmesidir. Bu seçimlere ilk dönemde topluluğun hemen her bireyi katılmıştır. Hatta Kabardey tarihinde belirtildiği üzere ayakkabı giyen herkes bu seçimlere ve Xabze yapan toplantılara katılmıştır. Ancak toplulukların gelişmesi ve sayısal olarak çoğalması gibi olguların ortaya çıkmasıyla halkın tümünün katılımı yavaş yavaş delegelerin katılımıma dönüşmüştür. Nitekim aşağıda göreceğimiz Thamade çeşitleri bu açıdan sınıflandırılmıştır.
Thamade olabilmek için her şeyden önce kişisel olarak yukarıda saydığımız özellikleri taşımak gerekir. Bu özellikleri taşımayan kimse ailesi ve kendisi kim olursa olsun Thamade olarak seçilemez ve görevlendirilemez. Bunun dışında Thamade seçilmesini gerektiren sorunun ya da olayın doğmuş olması gerekir. Elbette, sonuçta da seçilmesi ya da atanması gerekir. Bunların dışında belirli Thamadelikler için zaman içerisinde Çarlık ya da Osmanlı halifesinden onay alındığı olaylarda olmuştur. Özellikle PŞI olunması durumlarında bu karşımıza çıktığı gibi, daha alt guruplardan Thamade olabilmek için PŞI'nın onayı gerekmiştir.Bunların ayrıntısına böyle bir yazıda girmenin olanağı yoktur. Umarım kitap çıktığı zaman bu yazıda belirtilen konuları ilgilenen okuyucu bütün ayrıntıları ile öğrenme olanağı bulacaktır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/8/2008 - SEÇİLMEDEN THAMADE OLUNUR MU ?
SEÇİLMEDEN THAMADE OLUNUR MU ?
Temel kuralın seçim ya da görevlendirme olduğunu, Thamadeliğin bir aileye ya da kişiye yaşam boyu verilmediğini belirtmiştim. Ancak toplum yaşamında bunun istisnalarını sıkça görmek her zaman olagelmiştir. Buna karşın, bu şekildeki Thamadelik istisna olarak kalmıştır. Bunlara ilişkin birkaç örnek vermek gerekirse: 1) Thamade olarak seçilmediği halde Thamadenin ya da toplumun verdiği görevleri çok iyi ve sürekli olarak yerine getirerekThamadelik özelliğini kişiliğinde toplayan kimseler, seçilmediği halde toplum gözünde Thamade statüsünde algılanmıştır. 2) Savaşlarda, bireysel kahramanlıklarda bu durum söz konusu olmuştur. 3) Toplumda bilge insanlar çıkmıştır. Bunlar, olay çıktıkça ya da sorun oldukça kendilerine danışılan, seçilmedikleri ya da görevlendirilmedikleri halde, doğal olarak sürekli Thmade statüsünde kabul edilmişlerdir. 4) Son zamanlarda seçimsiz olarak PŞI'lar tarafından bir çeşit atama biçiminde bazı kişilere Thamade görevi verilmiştir. 5) Bunların yanında Pşıların Thamadeliğide zaman zaman söz konusu olmuştur.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
KARAELLİ KÖYÜ
e-posta (natuhaj@windowslive.com)
Kategoriler
Arkadaşlarım
nefnem xase ali calej adigecalej adigeadige teknolojistik
|